www.kainatamektup.com adresine taşındık.
31 Ağustos 2010
Kapu Camii Cuma Günü Sabah Namazı buluşması./Cihad Meriç
Hayırlı Cumalar Dostlar
Bugün sabah ezanı kulağıma farklı geldi. "Bu özel bir çağrıdır." dedim, çıktım dışarıya ve başladım yürümeye. Evimin bulunduğu yerden Kapı Camisine yürüyerek ulaşmam zor. Vakit girdiğinde hangi camiye yakınsam onda namazı kılarım diye aklımdan geçti. Günün ilk vaktinde nereye gittiğimiz belli olsun diyerek beyaz takkemi de taktım. Bir yandan da arabalar geçiyor. Biliyorum çoğu sabah namazı için kapu camisine gidiyor. Şöyle hafiften bir el salladım. Hemen bir otomobil durdu. "Biz kapu camisine gidiyoruz." dediler. Ben de "Eyvallah." dedim.
İşte Konya böyle bir şehir. Sabah medeniyeti yaşanmaya devam ediyor. İnsanlar gerçek lezzetin ne olduğunu kavradıkça sabah vaktinin önemi daha da artacak inşallah. Bedesten sabah vakti araç dolmuştu.
Ve seslendim; "Selam size geleceğin ahileri."
Kapu camisinde sabah namazı, kaşı beyazda çorba en güzel gelenek. Birde Sulatan Selim Camisine sırtını dayayarak Mevlana'yı karşına almak ayrı bir tefekkür. Çay içmek isterseniz Mevlana'nın sol yanında bol miktarda sabah erken açılan çay ocağı vardır.
Neden ip uçları veriyorum. Üniversite kayıtları başladı. 20 bin civarı yeni öğrenci gelecek. Eskiden gelmiş olup da hala Konya ile tanışamamış olanlarda vardır. Selçuk Üniversite Kampüsünden çıkmazsanız sadece kitap hamalı olursunuz. Konya'da kültür medeniyet nerede nasıl yaşanır diye merak eden varsa söyleyecek sözlerimiz var. Bir şehri en güzel yaşayacak olanlar üniversite öğrencileridir veya hayat boyu talebe kalanlar.
Arayan bulur veya artık tarayan bulur mu desek.
Ramazan ayı geliyor. Değerli dostumuz Sır yine mekanı boş bırakmadı ve bu aya nasıl giriş yapmamız gerektiğini anlattı. İnşallah sayfamız ramazan ayında daha da bereketlenecektir.
Etiketler:
günce,
kapu camisi,
KONYA,
sabah,
seher
29 Ağustos 2010
Seyyah İstanbul'da

İstanbul'da sabah çayı da bir başka güzel. Dostum Emrah ile erken kalkıp dışarı çıktık. Dün gece bitiremediğimiz muhabbete ( 14 yıldır bitiremediğimiz desem yalan olmaz.) devam ettik. Dostum İstanbul'un kainat şubesi; insan, misafirperver, Üsküdar Beyefendisi, samimi, çalışkan...
Emrah dostumu servisine bindirip ben de Aziz Mahmud Hüdai'nin (k.s) yanına gidiyorum. Ah! o hüdai yokuşunu çıkmanın tadına da doyum olmaz. Ramazan öncesi bir daha yenileniyoruz.

Bu ramazan ayı daha farklı geçecek inşallah. Her Ramazan yeni bir başlangıç müminler için. Hayatımızda yıllık milat arıyorsak arınma ayı bir fırsat. Ramazanın ihyası diğer ayları da tetiklemeli, yoksa bir ay yorul sonra yat olmaz. İslamın zevki ruha işlerse arada gaflette bassa hakikat yolundan kişi ayrılamaz. İslam ruha nasıl işler, bu uzun mesele... Herhalde önce ruhumuz ile tanışmamız gerekiyor. Ruhumuz ile nasıl tanışacağız? Bu soruya verilecek cevapta; sadece et ve kemik yığını olmadığımızı ve bir ruhumuz olduğunu fark etmemiz. Maneviyatta bu noktada maddi dünyanın yanında yer buluyor. Kur'an-ı Kerim ruhların şifası, ruhun dilinden ancak O anlar. O'nun dinlendiremediği bir ruhun bence tedavisi yoktur.

Şimdi Üsküdarda sahil boyunda oturmuş çayımı yudumlarken, deniz kokusunu içime depoluyorum, biz sahil çocukları arada bir denizi koklamalıyız. Yüreğimizden yelkenli kayıklar açılmalı engin sulara... Yazan bir adam sahil boyunda coşar, birde sabah vaktiyse değmeyin keyfine. İstanbul bizim için arada bir gelinmesi gereken bir şehir, tıpkı diğer güzide Anadolu kentleri gibi. Bazen iş bazen ziyaret, yolumuz bir şekilde çıkıyor bu şehre. Evet yorucu bir şehir, uzun süre yaşamayı göze alamayacağım kent; fakat gelir geçeriz iki kıta arası bir yanım batı bir yanım doğu. Kader bizi doğudan batıya, batıdan doğuya dolaştırıyor. Her yerden alacak bir şeyler var. Hiçbir yaşanmışlık boş değil, her şeyin bir anlamı var hayatta. Her yerde her şeyi bulmak mümkün. Bulmak için aramak şart, yola çıkmak gerekiyor. Bazen hayattan çekilmeyi düşündüğün bir an yaşama yeniden başlayabilirsin. Sevdiğim bir söz vardır; “Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.” cümleyi duyduğum kişiden kaynağını da öğrenebilirim. (Kendisine ait cümleymiş.) Tarık Tufan, yazan ve yaşayan adam. Bugün kendisiyle görüşme fırsatımız olacak. Kendi üslubu olan nadir kişilerden. Bunu yaptığı işlerde gösteriyor. Radyo programı, Kitap, Tv programı... Şimdilerde “Meksika Sınırı” ile ön planda, tv eleştirmenleri programın televizyon dünyasına farklı bir soluk getirdiği görüşünde.

Aşkın kenti Konya'ya doğru bu gece yola çıkıyorum. Evet İstanbul iyi güzel; ama Konya benim için bir başka güzel. Alemin, dünyanın, Türkiye'nin merkezi Konya, başkentliği Bursa'ya kaptırdığında üzülmüştür. Payitaht Bursa'dan Edirne'ye taşınınca da Bursa üzülmüştür. Edirne'nin saltanatı da uzun sürmedi. Medeniyet İstanbul'da sükun buldu. Ankara her zaman yedek oyuncu olmaya mahkum. Her şeyde bir hayır vardır. Başkentin İstanbul olduğunu düşünmek bile istemiyorum. Zaten yeterince kalabalık. Başkentlilik bayrağı elden ele dolaşmış fakat bayrağı devreden şehirler Hiçbir zaman medeniyetin öncü şehri olmayı bırakmamış.
20 Şubat 2010
BİR SEVGİLİ

Nabi yazdı, Medine Ezan diye dinledi.
Süleyman mevlidi gönüllere nakşetti.
Ben yazabilir miyim Ey Sevgili?
Gerçekte adımlayamadım bastığın yerleri.
Mekke, Medine olmadan açılır mı kalbi
İstanbul’da Eyüp, Üsküdar ayak izleri
Bursa, Konya hep sevgilinin şehirleri.
Ey Nebi sevenlerinin gül kokuyor elleri
Hadim’de yükseklerde öptüm o güzel erleri
Huzurdu, muhabbetti farklıydı dilleri
Kadiri, Nakşi, Halveti, Mevlevi; hepsi Sevgili
Göremedim , gören gözleri gördüm, gönülleri
Dizilmiş yoluna aşkında erimişleri
Mevlana dedi; Aşk her asrın muallimi
Türkü, Kürdü, Arap’ı, Acemi; hepsi Muhammedi
Yanında olmak isterdim bir Ali
Dizlerinin dibinde, kanatlarının altında bir Hüseyni
Biliyorum, bugün yanında olanlar Halil’i
Her zaman kazanacak Aşk-ı Muhammedi
Bir güneş gibi üzerimize doğdun Ey sevgili
Belki rüyama gelir sevgili Nebi
Heyecanla sıçrarım delerim gökleri
Bir dakika hazırlanın ev sahipleri
İşte geliyor Ümmetin Peygamberi
Rüyaya gerek var mı ki
İşte şimdi coşturuyor gönülleri
Ben biliyorum kendi aczimi
İstiyorum bir hücrem olsun Sevgili
Önümü aydınlatan hep O’nun sözleri
“Her birinizin her bir eklemi
Ve kemiği için bir sadaka gerekli
Sadakadır her tespih ve hamdi
Sadakadır kötülüğü engel, tavsiye iyiliği
Kuşluk vakti iki rekat karşılar her şeyi
Ebu Zer ulaştırdı İslam’ın Mesih’i
Zühd, takva ve kanaat sahibi, işte bir gönül Eri
Bizler yolcuyuz, kendimizi bileli
Ben yazmadım , yazdırdı gönül eri
Varın siz düşünün derinliği
Yunusu , Şemsi tüm kainatın velisi
Cümle alemin tek sevgilisi
Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.v.)
19 Ağustos 2009
Benim için Ramazan = İtikaf

Benim için ramazan = "İtikaf".
Şimdiye kadar hiç 10 gün itikafa girme fırsatım olmadı; fakat dünya telaşesinden bir kaç gün kurtulup itkafa çekilmeye çalışıyorum. İleride on gün hayatın kıyısına çekileceğimiz günler de gelecektir. Bu yıl da en az bir kaç gün için planlama yaptım inşallah. Birde her Ramazan'nın hayatımda yeni bir dönem olduğunu düşünürüm. Açıkçası biraz da merak ederim acaba bu yıl neler eklenecek hayatıma diyerek.
İ’ TİKÂF (2006)
Çekildim can hücreme
Daldım derin aleme
Dostum beni arama
Hakiki dostu buldum
devamı
İ’ TİKÂF (2007)
Hazırlandım
Ölüme gider gibi
Arındım
Teneşire yatar gibi
Hafif ve rahat giyindim
Şile bezi gömlek
Bol pantolon
Kâbe’ye yürür gibi
devamı
İ’ TİKÂF (2008)
Bir günlük itikaf için Piri Paşa Medresesi'ndeyim. Yanımda rahat kıyafetlerim ve birde Kuran-ı Kerim'im var. Onları imam odasına bırakıp abdest tazelemeye çıkarken, modern görünümlü bir bey karşıma dikiliyor.
-Caminin imamı mısınız?
-Hayır.
-Caminin müezzini misiniz?
-Hayır.
-...
-Cami dostuyum.
-Camiye dost olan Allah'a da dost olur.
-İnşallah.
devamı
İ’ TİKÂF (2009)
Ya Nasip
05 Ağustos 2009
BERAT GECESİ'NİN ANLAMI NEDİR, NASIL İDRAK ETMELİYİZ? / Sır Hoca hadislerle açıklıyor.
BERAAT GECESİ: Şaban ayının on beşinci günü; çarşambayı perşembeye bağlayan gece.
- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardı:“Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır.”
Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.
Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.
Ebu Hüreyre Radıyallahu Anh dan rivayet edildiğine göre:
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
”Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:
Ya Muhammed, başını semaya kaldır.
Sordum: Bu gece nasıl bir gecedir?
Şöyle anlattı: Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.
Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: "Ya Muhammed başını kaldır.”
Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor:
"Ne mutlu bu gece rüku edenlere.”
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu:
"Bu gece secde edenlere ne mutlu".
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu:
"Bu gece dua edenlere ne mutlu." Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu:
"Bu gece, Allah'ı zikredenlere ne mutlu".
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu:
"Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu."
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu:
"Bu gece Müslümanlara ne mutlu."
Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu:
"Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.”
Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum: "Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?
Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder."
- Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor:
"Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u 15 Şa'ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder."
İbni Abbas 'tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırt edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yıl ki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.
Rızkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil'e verilir ki bu büyük bir melektir.
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin er-Râzî"nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.
Berat Kandilinin "Bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde" olması bu manalara dayanmaktadır.
Kur'ân'ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
"Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.
" (Hülâsâtü'l-Beyân. 13:5251.İbni Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.et-Tergib ve't-Terhîb, 2:.119, 120.)
Peygamberimiz s.a.v şöyle buyurur...
"Şaban ayının yarısı (Berât gecesi) gelince: gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenâb-ı Allah o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu;onu affedeyim. Rızk isteyen yok mu; rızk vereyim.Şifâ dileyen yok mu;şifâ vereyim."
"Allah Teâlâ Şaban'ın onbeşinci geresi (Berâet gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında olanları bağışlar.” (Tirmizi savm.38.)
Beraat gecesi, Rabbimiz tevbe, istiğfar ederek pişmanlık duyan günahkârların cümlesini affedeceğini bildiriyor. Ancak şu sekiz sınıfın KESİN TEVBE ETMEDİKÇE bu aftan istifadelerinin olamayacağını da işaret ediyor:
1-Allah'a şirk koşanlar.
2-Ana-babalarına isyan eden, onların kalplerini kırıp gönüllerini yıkanlar.
3-İçkiye devam edenler.
4-Falcılık edip gelecekten haber verenler.
5-Din kardeşine besledikleri kinden vazgeçmek istemeyenler.
6-Adam öldürmekten pişmanlık duymayanlar.
7-Nikâhsız aile ile yaşayanlar.
8-Akrabalarıyla alâkayı kesip ihmal edenler.
Şüphesiz ki bu günahların sahipleri bu gecede derin bir tevbe, istiğfarda bulunur da, kesin pişmanlık haline girerlerse ilâhi aftan müstefid olurlar. Aftan istisna edilmelerinin sebebi kesin, bir dönüş yapmayışları, ciddi bir tevbe, istiğfar haline girmemeleridir.
CENABI HAK buyuruyor:
Apaçık kitaba yemin olsun ki biz Kur'an-ı mübarek bir gecede indirdik.
biz gerçekten uyarıcıyız o mübarek gecede her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir. '(Duhan süresi, 1-4)
Ayette gecen "mübarek gece" den maksat berat gecesidir Kur'an bu
gecede yedinci semadan dünya semasına indirildi kadir gecesinde ise ilk kez peygamber efendimize indirilmeye başlandı.
Bu gecenin dört adı vardır:
"mubarek gece" "berat gecesi" "sakk gecesi" "rahmet gecesi" ve denildi ki bununla kadir gecesi arasında kırk gün vardır. Berae ve sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sakk (bir sened) yazıldığı gibi, Allah teala da bu gece mümin kullarına beraat yazar.
Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır:
-bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.
-bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.
-bu gece bağışlanma ve af gecesidir.
-bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.
-bu gecede peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir
-bu yetkinin üçte biri şabanın on üçüncü günü üçte biri şabanın on dördüncü günü, geri kalan üçte biri de şabanın on beşinci günü verilmiştir.
İŞTE DOSTLAR FIRSAT ELİNİZDE, GELİN SIRRA GİRELİM, TEVBE EDELİM..DUHAN SURESİNE MEALEN BİR DAHA BAKALIM.
Bu bir sırdır...
sır hoca'nın tüm yazıları: pirisir
- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardı:“Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır.”
Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.
Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.
Ebu Hüreyre Radıyallahu Anh dan rivayet edildiğine göre:
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:
”Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:
Ya Muhammed, başını semaya kaldır.
Sordum: Bu gece nasıl bir gecedir?
Şöyle anlattı: Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.
Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: "Ya Muhammed başını kaldır.”
Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor:
"Ne mutlu bu gece rüku edenlere.”
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu:
"Bu gece secde edenlere ne mutlu".
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu:
"Bu gece dua edenlere ne mutlu." Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu:
"Bu gece, Allah'ı zikredenlere ne mutlu".
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu:
"Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu."
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu:
"Bu gece Müslümanlara ne mutlu."
Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu:
"Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın.”
Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum: "Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?
Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder."
- Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor:
"Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u 15 Şa'ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder."
İbni Abbas 'tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırt edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızklar, eceller, zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O yıl ki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.
Rızkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil'e verilir ki bu büyük bir melektir.
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin er-Râzî"nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter sahibine teslim edilir.
Berat Kandilinin "Bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer mukadderatının programı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin kudsiyetinde" olması bu manalara dayanmaktadır.
Kur'ân'ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da tenzil denir.
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
"Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin.
" (Hülâsâtü'l-Beyân. 13:5251.İbni Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38.et-Tergib ve't-Terhîb, 2:.119, 120.)
Peygamberimiz s.a.v şöyle buyurur...
"Şaban ayının yarısı (Berât gecesi) gelince: gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenâb-ı Allah o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu;onu affedeyim. Rızk isteyen yok mu; rızk vereyim.Şifâ dileyen yok mu;şifâ vereyim."
"Allah Teâlâ Şaban'ın onbeşinci geresi (Berâet gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında olanları bağışlar.” (Tirmizi savm.38.)
Beraat gecesi, Rabbimiz tevbe, istiğfar ederek pişmanlık duyan günahkârların cümlesini affedeceğini bildiriyor. Ancak şu sekiz sınıfın KESİN TEVBE ETMEDİKÇE bu aftan istifadelerinin olamayacağını da işaret ediyor:
1-Allah'a şirk koşanlar.
2-Ana-babalarına isyan eden, onların kalplerini kırıp gönüllerini yıkanlar.
3-İçkiye devam edenler.
4-Falcılık edip gelecekten haber verenler.
5-Din kardeşine besledikleri kinden vazgeçmek istemeyenler.
6-Adam öldürmekten pişmanlık duymayanlar.
7-Nikâhsız aile ile yaşayanlar.
8-Akrabalarıyla alâkayı kesip ihmal edenler.
Şüphesiz ki bu günahların sahipleri bu gecede derin bir tevbe, istiğfarda bulunur da, kesin pişmanlık haline girerlerse ilâhi aftan müstefid olurlar. Aftan istisna edilmelerinin sebebi kesin, bir dönüş yapmayışları, ciddi bir tevbe, istiğfar haline girmemeleridir.
CENABI HAK buyuruyor:
Apaçık kitaba yemin olsun ki biz Kur'an-ı mübarek bir gecede indirdik.
biz gerçekten uyarıcıyız o mübarek gecede her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir. '(Duhan süresi, 1-4)
Ayette gecen "mübarek gece" den maksat berat gecesidir Kur'an bu
gecede yedinci semadan dünya semasına indirildi kadir gecesinde ise ilk kez peygamber efendimize indirilmeye başlandı.
Bu gecenin dört adı vardır:
"mubarek gece" "berat gecesi" "sakk gecesi" "rahmet gecesi" ve denildi ki bununla kadir gecesi arasında kırk gün vardır. Berae ve sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sakk (bir sened) yazıldığı gibi, Allah teala da bu gece mümin kullarına beraat yazar.
Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır:
-bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.
-bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.
-bu gece bağışlanma ve af gecesidir.
-bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.
-bu gecede peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir
-bu yetkinin üçte biri şabanın on üçüncü günü üçte biri şabanın on dördüncü günü, geri kalan üçte biri de şabanın on beşinci günü verilmiştir.
İŞTE DOSTLAR FIRSAT ELİNİZDE, GELİN SIRRA GİRELİM, TEVBE EDELİM..DUHAN SURESİNE MEALEN BİR DAHA BAKALIM.
Bu bir sırdır...
sır hoca'nın tüm yazıları: pirisir
Etiketler:
berat gecesi,
islam,
sır,
şaban ayı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
