<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=21867948&amp;blogName=Kainata+Mektup&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=BLACK&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fkainatamektup.blogspot.com%2F&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fkainatamektup.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div>

|ANASAYFA| MAKAMLAR| AHİLER| KÜLTÜR| MESLEK| SEYYAH| ERENLER| OKU| MEDRESE| TALEBE| SIR| LİNKLER|
|ilk yazı| siyaset| |GÜNCE| seyyah| |SİNEMA| |şiir gibi| DÜNYA| islam| |KİTAP| mekan| HAYAT| |bir insan|


Somuncu BABA (Hamid-i Veli Aksarayi)

13 Nisan 2006


Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında Anadolu'da yetişen âlim ve velîlerin büyüklerinden. "Somuncu Baba" lakabıyla tanınıp meşhur oldu.1349(H.750) senesinde Kayseri'de doğdu.İsmi Hâmid, babasının ismi Şemseddîn Mûsâ'dır. İlk tahsîlini babasından aldı. Babasının vefatından sonra Şam'a giderek, Han kâh-ı Bâyezîdiyye'de ilim öğrendi. Tasavvuf yoluna girdi. Orada pek çok velînin sohbetlerine katıldı. Burada Üveysî olarak, mânevî yol ileBâyezîd-i Bistâmî'den feyz aldı. Şam'da bir müddet ilim tahsîlinde bulunduktan sonra, Tebrîz yakınlarında Hoy kasabasında bulunan Hâce Alâeddîn-i Erdebîlî hazretlerinin huzûruna gitti. Var gücüyle hocasına hizmet ederek, ilim öğrendi. Tasavvuf yolunda üstün derecelerekavuştu. Alâeddîn-i Erdebîlî, bir gün Hâmid-i Velîye; "Artık bizden öğrendiğin ilmi, Allahü teâlânın dînini, insanlara öğretmek üzere Anadolu'ya git!" buyurdu. Büyük bir âlim ve veliy-i kâmil olarak Kayseri'ye döndü.
Hamîdüddîn hazretleri, Kayseri'de insanlara Allahü teâlânın emir ve yasaklarını öğretmeyebaşladı. Talebeleri, ondan feyz almağa, hasta kalplerine şifâ olan nasîhatleriyle, sohbetleriyleşereflenmeğe başladılar. Hamîdüddîn, bir gün çok sevdiği talebelerinden Şücâ-i Karamânî'yihuzûruna çağırarak; "Ankara'da Nûmân isminde bir müderris vardır. Onu bulup buraya dâvetediniz!" buyurdu. Şücâ-i Karamânî de hocasının emrini yerine getirmek için Ankara'ya gidip,durumu bildirdi. Müderris Nûmân; "Bu dâvete icâbet lazımdır." diyerek, berâberce Kayseri'yegeldiler. Kurban bayramı günü buluştukları için, hocası ona "Bayram" lakabınıverdi.Müderris Nûmân, Hamîdüddîn hazretlerini görüp sohbetlerini dinleyince, onun büyükbir âlim ve velî olduğunu anladı. Kısa zamanda pek çok kerâmetlerini de görünce, daha çokbağlandı. Onun teveccühleri altında yetişmeye başladı. Hocasından zâhirî ve batinî ilimleriöğrenerek kısa zamanda büyük mesâfeler aldı.
Hamîdüddîn hazretleri, mânevî bir emir üzerine Bursa'ya yerleşti. Bursa'da bir ümmî gibi hareket edip,ilminin varlığını kimseye söylemedi. Hamîdüddîn, Bursa'da bir fırın yaptırdı. Ekmek küfesini sırtına alarak; "Somun! Müminler somun!" diye söyler,geçimini bu yolla sağlardı. Halk, bu fırıncıya "Somuncu Baba" der ve pişirdiği ekmeğinlezzetine doyamazlardı. Somuncu Baba ekmek satmaya başlayınca, herkes peşinden koşar,ekmeğini kapışırlardı. Somuncu Baba'nın fırını, Molla Fenârî Mahallesinde, Ali Paşa Çınarıcivarında olup, iki gözlü idi. Fırının bitişiğinde de, ibâdet ettiği bir odası vardı. Odanın kıblecihetinde de, nefsini terbiye etmek için kullandığı bir Çilehânesi mevcut idi. Hamîdüddînhazretleri durumunu Bursa'da kimseye bildirmedi. Hep, halk içinde Hak ile olmağa gayretetti.Yıldırım Bâyezîd Hân, Niğbolu zaferinden sonra Bursa'da Ulu Câmiyi yaptırmaya başladı.Câminin inşası sırasında, çalışan işçilerin ekmek ihtiyacını Somuncu Baba temin etti.Câminin yapılması bittikten sonra, bir Cumâ günü açılış merâsimi yapılacağı ilân edildi. Ogün başta Padişah Yıldırım Bâyezîd Hân, damadı büyük âlim ve velî Seyyid Emîr Sultan,Molla Fenârî hazretleri, ulemâdan pek çok kimse ve Bursalılar Ulu Câmiyi doldurdular.Yıldırım Bâyezîd Hân, câminin açılış hutbesini okumak üzere Emîr Sultan'a vazîfeverdiğinde, Emîr Sultan; "Sultanım! Zamanın büyük âlimi burada iken, bizim hutbeokumamız uygun değildir. Bu câmi-i şerîfin açılış hutbesini okumaya layık zât şu kimsedir."diyerek, Somuncu Baba'yı gösterdi. "şöhret âfettir." hadîs-i şerîfini bildiği için, bundantitizlikle kaçınan Somuncu Baba, Padişahın emri üzerine minbere doğru yürüdü. EmîrSultan'ın yanına gelince; "Ey Emîrim, niçin böyle yapıp beni ele verdiniz?" dedi. O da;"Senden ileride bir kimse göremediğim için öyle yaptım." cevabını verdi. Cemâat hayretederek bu konuşmaları dinliyor, Somuncu Baba'nın hutbesini merakla bekliyordu. Minbereçıkan Somuncu Baba, öyle bir hutbe irâd etti ki, o zamâna kadar Bursalılar öyle bir hutbeyihiç işitmemişlerdi. Bursalılar, bundan sonra Somuncu Baba'nın büyüklüğünü anladılar.Somuncu Baba, hutbede; "Bazı âlimlerin, Fâtiha-i şerifinin tefsîrinde müşkülatı, anlayamadığıkısımlar vardır. Onun için bu sûrenin tefsîrini yapalım." buyurarak, Fâtiha sûresinin, yirmiana ilim üzerine yedi türlü tefsîrini yaptı. Nice hikmetli sözler beyân eyledi. Herkes hayretinden şaşırıp kaldı. Başta Molla Fenârî hazretleri; "Somuncu Baba, önce bizim Fâtihasûresinin tefsîrindeki müşkilimizi kerâmet göstererek halletti. Onun büyüklüğüne, bu yediçeşit tefsîr, âdil bir şâhiddir. Fâtiha'nın ilk tefsîrini cemâatin hepsi anladı. İkinci tefsîrini birkısmı anladı, üçüncü tefsîri anlayanlar çok az idi. Dördüncü ve sonrakileri anlayanlariçimizde yok idi." demekten kendini alamadı. Cumâ namazından sonra bütün cemâat,Somuncu Baba'nın elini öpmek, duasını almak istedi. Cemâatin bu arzusunu kıramayanSomuncu Baba hazretleri, kapıda durdu. Ulu Câminin üç kapısından çıkan herkes; "BenSomuncu Baba'nın elini öpmekle şereflendim." diyordu. Somuncu Baba, yine kerâmetgöstererek, Allahü teâlânın izniyle her üç kapıda da aynı ânda bulunarak cemâate elini öptürmüştü Sırrı ortaya çıkınca Bursa'dan ayrıldı.
Hacı Bayram Veli ile hacca gittiler. Ve Onun en kıymetli eseri Hacı Bayram Velidir. Sanki o bu büyük insanı yetiştirmek için yaşamıştır. Daha sonra Aksaray'a yerleşip orada 1412 senesinde vefat etti. İstanbul Fatihinin Hocası Akşemseddin'i yetiştiren Hacı Bayram Veli Hocasının görevini tamamlamış oldu. Bu silsileden pek çok padişah hocası çıkmıştır.
 
Düzenleyen :Kainat Perşembe, Nisan 13, 2006 | Göster
1 Yorum

At 2:56 PM, Blogger Suat

Rabbim Onlardan razı olsun.Gani gani rahmet eylesin.Bize de o büyüklerden feyizlenmeyi nasip etsin. amin.